Çarşamba, Mayıs 30

Şahane Hatalar


"Şahane Hatalar" bu sabah serviste bitti; bu kitapta seçimleri siz yapıyorsunuz. Mesela sanat galerisinin teklifini kabul ediyorsanız sayfa 45, etmiyorsanız sayfa 47'ye gidiyorsunuz. Ben kısacık serüvenimde bir aktivist oluyorum, tecavüze yeltenen bir adamla boğuşuyorum ve onu ele vermiyorum, 23 kilo alıyorum, aile içi şiddet merkezinde çalışmaya başlıyorum, oradan bir doktor arkadaşımla Paris'e gidiyoruz, sonra onunla evleniyorum ve bir patlamada ikimizde ölüyoruz. Korkak ve kısa bir yaşam sürüyorum yani... Seçimlerim beni bu durumda bırakıyor, geriye dönüp acaba sayfa 47'ye gitseydim ne olacaktı diye merak etmiyorum; tıpkı gerçek hayattaki "evlenmesem ne olurdu, çocuklarım olmasaydı nasıl bir hayatım olurdu ya da o iş teklifini kabul etseydim" gibi soruları sormadığım gibi, ben seçimleri ile mutlu bir kadınım ve kitabı da böylece bitirmis oldum ve oldukca eğlenceli buldum. ( Örnek verirken kitabı biraz fazla mı anlatmış oldum...) Kitabın arka  kapağında "Herkes ikinci bir şansı hak eder" yazıyor, kararsız kaldım aslında, gerçekten "herkes ikinci bir şansı hak ediyor mu ve gerçekten hayat herkese ikinci bir hakkı veriyor mu", diye?

Yerdenuzak @instagram


Bazı fotoğraflar var, kendim için çektiğim ve bazı fotoğraflar var bizler için çektiğim, sizleri de içine katmak istediğim hayatlar gibi... Instagram'da "yerdenuzak" olarak takılmaktayım, beklerim...

Salı, Mayıs 29

Kürtaj


Mesela buradaki haber, henüz taze, bugün üzüleceğiz ve  bir yenisini görene kadar hatırlayacağız, bu kadar. Oysa "O" "kadınların" yaraları asla geçmeyecek. Şiddete maruz kalan, amcası, dayısı hatta öz babası tarafından tecavüze uğrayan "O" "kadınların" unutmayacağı gibi! Kimse bir kadından kendi öz babasının, amcasının vb.tecavüzüne uğradıktan sonra "O" bebeği doğurmasını bekleyemez, böyle bir şey isteyemez, kimse "o" "çocuğun" sağlıklı bir ortamda büyütüleceğini söyleyemez ve "O'nunda" başına aynı şeylerin gelmeyeceğini. Kürtaja bende karşıyım ama kesin, çok keskin hatlarla çizilmiş genellemelerden hoşlanmıyorum, hiç! Aaa yok illahi bir kalın çizgi çizmek isterseniz, çocuk yaştaki gelinlerin, kadın taciz ve tecavüzlerinin, kadına şiddetin altını çizelim, hatta karalayalım artık, ne dersiniz!

Pazartesi, Mayıs 28

Geçen Hafta Ben...


Öğle arası Starbucks'a kaçmış, fiesta'ya dayanamamış olabilirim. Oğlak yayınlarından, Rozanne Gold imzalı, "üç malzemeli beş yıldızlı yemekler" kitabını çalışan ve yemeklere yetişemeyen bir anne olarak sevmiş ve pratik bulmuş olabilirim.


Nihayet alsam mı, almasam mı karasızlığından kurtulup, yeni Ipad almış olabilir ve sevgilime öpücükler kondurmuş olabilirim.
Dört yeni kitaba kavuşmuş, onları okumak için uyumamış olabilirim. / Paul Auster- Kış Günlüğü / Charles Bukowski - Kadınlar / Sunay Akın - Bir Çift Ayakkabı / Heather McElhatton - Şahane Hatalar



Neslihan'ın baby shower partisine katılmış, yarışmaları birincilikle bitirmiş, tüm hediyeleri toplamış, eve zafer sarhoşluğuyla dönmüş olabilirim. /Oyunlar;1.Alfabedeki tüm harflerden birer bebek malzemesi yazıyorunuz, iki dakika süreniz var,  Efe ve Şems ile 15 tane yazabildik ve kazandık;) 2.Kurdeleler ile anne karnının çevresini tahmin etmeye çalışıyorsunuz, bu tek kaybettiğimiz oyundu;) 3. Annenin doğum boyunca kaç kilo aldığını tahmin etme, bunu Şems 1 sayı farkla doğru tahmin etti:) 4.Zar atıp 6 gelen, hediyeyi kapıyor ama oyun beş dakika sürdüğü için, başka biri 6 atıyorsa hediyeyi ona geri veriyorsunuz, oyun bittiği zaman elimizde beş hediye kalmıştı:)


Çocukluğumun geçtiği bahçeye gitmiş, zamanında bana orman gibi gelen bahçeyi görmüş, kendi çocuklarımın oynayışını izlemiş, hüzünlenmiş, "vay be" demiş olabilirim. Dolma ekşi olsun diye üzerine yaş erik konulmuş ve dişlerim kamaşmış olabilir. Ananemi görmüş, yaşlılığı düşünmüş, çok üzülmüş olabilirim.


Şemsin sezon finalini de yapmış, hazırlıkları sırasında heyecanlanmış, yeni nesil pilli mumlara kopmuş, göz yaşlarına boğulmuş, kahkaha atmış, Şemsi çılgın gibi mıncırmış olabilirim:)



Kendimi oje ve çanta almaya kaptırmış, Pazar akşamı maskelere bulanmış, haftaya ruhen bomba gibi başlamak için çok çaba sarf etmiş olabilirim.

Cuma, Mayıs 25

En Büyük Hayalim


Serin bir akşam üstü yola çıkmak istiyorum, düşünmeden, hesapsızca. En sevdiğim şarkılar eşliğinde, beni yerden yere vuracak; eğlendirecek, ağlatacak, hüzünlendirecek, küfür ettirecek, bağırtacak, aşık edecek şarkılar ile. Rüzgarla saçlarım uçuşacak, aynadan kendimle göz göze geleceğim ve gülümseyeceğim, mutlu görüneceğim ve öyle olacağım. Belki bir sigara yakacağım, belki "Kalamış Parkı'nı" dinleyeceğim, belki yolda durup bir kahve içeceğim, resim çekeceğim, biriktireceğim. Belki trene, belki uçağa, belki tekneye bineceğim, belki çok uzaklara gideceğim, belki dönmeyeceğim. Belki yeni "senler" tanıyacağım, belki kimsenin beni tanımadığı yerlerde yeni "benler" olacağım. Belki gözlerimi kapatacağım, elimi haritada gezdireceğim, bir yerde duracağım, belki kendimi orada bulacağım. Belki bir çocuk olacağım.

Bir çocuk adı Efe, benim Efe'm. Gösteri öncesi balkon kapısında kucağında küreyle oturuyordu, heyecanlı olmasını bekliyordum, oysa küreye sarılmış "Yukon neresi biliyor musun?" dedi:) Alaska'daymış. Bilmiyordum. Kalple işaretlenmiş yerlerin bazılarının çizgi filmle ilgili olduğunu düşünüyorum Madagaskar gibi  ama  ya İsveç, Norveç, Mısır?

Kendi hayallarim, kendi dünyam; kendimle, küçücük kalbinde yer bulup, seninle gelebilir miyim Efe'm?

Çarşamba, Mayıs 23

Sezon Finali


Bir yıl daha bitti; zordu, yorucuydu, heyecanlıydı, okumalıydı, yazmalıydı...Bir şey fark ettim ki, ben kesinlikle çok sulu göz bir anneyim;)

La Roche Posay Termal Suyu


La Roche Posay'ın kullandığım ürünleri hakkında burada bir yazı yazmıştım. Aralarında öyle bir ürün var ki, üçüncü şişeyi bitirmişken, tekrar kendisini anmak ve hakkında biraz daha yazmak istedim. Cildim inanılmaz kuru ve pul pul dökülüyor, su içmekle ne kadar alakası var kuru cildin bilmiyorum ama ben düzenli en az  iki litre suyumu  içiyorum, yine de cildim oldukça kuru. Duş sonrası cildim kıpkırmızı oluyor ve ben buna çözüm olarak La Roche Posay'ın Termal Suyu'nu kullanarak çözüm buluyorum.

Salı, Mayıs 22

Matrix Hesabı...

Evde Erkek Var

Burada bahsettiğim mutfakta erkek vardan sonra, evde erkek vara geçiş yapabilirim. Malum sevgilim parçalı kırıklarından bu yana evde istirahatte. Şöyle çocuklar hazır uyumuşken, ayaklarımı uzatıp dinlemek isterken, sevgilim içeriden sesleniyor, "bunların yeri burası mı, bunlar kaç gündür burada" diye. Tabi gün içinde inceleyecek zaman buldukça dip köşe araştırmalar yapıyor sağolsun, beni de çok güldürüyor, bazende çıldırtıyor. Bazen bana yardım etmek istiyor da, fazladan iş çıkardığı için "aman" diyorum, "aman!" Yer silmek için kovalar, on çeşit bez çıkarmalar, eşyaların yerlerini değiştirmeler. Bende arkasından dolanıyorum ki, düzenim aynı kalsın. Hele mutfağıma mümkünse hiç yanaşmasın;) Zaten ben saatlerce temizlik yapsam da, o unuttuğum yeri mutlaka gözüme sokar, o ayrı ama tüm gün evin üstünde elinin olması feci durum. Mümkünse ben temizlik yaparken evden üç erkekte maça gitsin, ben razıyım;)

Pazartesi, Mayıs 21

Diyet ve Dışarıda Yemek

Şu diyet işini hafta içi ofiste bir şekilde hallediyorum ama hafta sonu dışarıda yediklerimin kalorisini hesaplamaktan, yarım saatten önce ne yiyeceğime karar verememekten sıkıldım açıkçası. Midpoint'te yemek yerken Women's Health'in yürütmekte olduğu "Yemek Güzeldir" projesi  için hazırladığı ve menüye konulmuş, harika yiyecekler olduğunu fark ettim; yanlarında içerikleri ve toplamda alınacak kalori yazıyor, ayrıca da çok lezzetli. Öğrendim ki aynı uygulama;  Aşşk Kahvesi, Midpoint (açık ara favorim;), Go Mongo, Saf ve Hayal restoranlarında var  ve bu ay Caffe Nero'da (250 kalorinin altında, tedi farklı ürün)  bu listeye eklenmiş. Hafta sonu için mekan düşünürken listemin başına bu yerleri ekledim;)
Haftaya bomba gibi başladım diyebilirim, keyfim çok yerinde, gerçi eğer bu yazıyı Cumartesi günü yazıyor olsaydım, kesinlikle bu kadar neşeli bir yazı okumuyor olacaktınız, neyse ki geçti ve size tekrar neşesine kavuşmuş yerdenuzak kaldı. Ah bu erkekler diye başlasam sonu gelmeyecek değil mi, mesajımı almış mıdır O!
Canım Efe'min yarın yılsonu gösterisi var, heyecandan uyuyamıyor;)) Şems'in gösterisi ise Pazar günü, o şimdilik mışıl mışıl uyuyor;)
Nazan ile bir diyet anlaşması yaptık ki, üç ay sürecek çetin bir yarış başladı, vazgeçen, diğer kişiyi ailesi ile tatile gönderecek ve herşeyi karşılayacak, amaç 3 ayda 15 kilo vermek;) Kazanana verilecek hediyeler için tüm arkadaşlarımız sponsor oldu, yok yok! O yüzden yemek bloglarını bir süre takip edemeyeceğim ama diyette olanlar aman desteğinizi eksik etmeyin. Bende arkadaşımı desteklemek için ona bir blog açtım, o da benimle mücadelesini ve sevgili Ege'sini anlatıyor;) Nazan'ı takip etmek isterseniz tık tık;)


Pazar, Mayıs 20

S*ktir Et Gitsin!!!



Ofis yolu uzun, bakışlar mini giymene yasaklı, gece dışarısı kadın kadına edepsizlik arması, aşkı aramak ziyan, maaş sıkalası eşitsizlik sembolü, ev işi ömür törpüsü, anlayış beklemek kadınsal tavır, yemek yapmak anne mirası, dergilerden fırlamış kadınla olmak her daim erkeğin rüyası, her yere koşturmaktan birmiş kadın gerçeğin ta kendisi,  en masum halin yataktan kalkmış halin, onun gömleğindeki sen; yatağının kadını o gecelik, başını dayadığın yer sıradan bir kolçak, sana sarılan adam vitrin mankeninden hallice, prize taktığın ütü hayatının kırışıklığı. Ofiste işler yolunda gitmemiş, keyifler dünden kendini salmış, evde kalmayı seçmiş, peşine takılmamışsa, herkes yapması gerekenden kaçmış, yapılması gerekenler listesi uzamış, yuvarlanmış, senin önüne düşüp bir de bitmişse, karnın acıkmış, göbeğin beline sarılmışsa, yaz gelmiş, tirillerin sana dar gelmişse, ay sonu gelmiş, cüzdanın hafiflemişse, sevgilin isimli adam mesaj yollamamış, aramamış, elini çoktan başka bir kızın beline sarmışsa, telefonların susmamış ya da kimse seni aramamışsa, yağmurda ıslanmış, eve dönüşün saatlerini almışsa, cuma trafiğine kalmış, toplantıya gecikmişsen, bardaki adam sarkmış, yanına yakıştıramamışsan, aksilikler önüne akmış, hiçbir şey düzgün gitmiyorsa, akşam dostlara ziyafet çekmeye niyetlenmiş tüm yemekleri hararetle yakmışsan, siktir et gitsin!

Perşembe, Mayıs 17

!!!


İşten yorgun döneceksin, alış veriş yapacaksın, kombinleyeceksin buzdolabında çürümekte olanlarla alacaklarını, merdivenleri tırmanacaksın, "yaşasın asansörsüz hayat" diye içinden geçireceksin, nasırının ağrısı tutacak ama asla vaz geçmeyeceksin en az 7cm topuklundan, çocukları alacaksın, yine tırmanacaksın merdivenleri cümbür cemaat, "yaşasın asansörsüz hayat"! Önce çocuklarla ilgileneceksin, sonra evi bir tavaf edeceksin, bir ara buzdolabına bakacaksın, saate bakacaksın, çantandaki işlere, yataktaki çocuklara, ütü masasındaki kırışıklıklara. Saat artık yeni güne dönmeye başlarken belki atacaksın kendini yatağa, alacaksın kumandanı, düşüneceksin, ''bakımlı olmak hakkında vaaz veren Ebru Şallı röportajını'' izlerken, acaba "bugün ne yesem / yarın ne giysem", diye?

Olabilirim...

Rejime başlamış, sebzeleri karıştırarak haşlamış olabilirim...


Tefal Yoğurtçum ve Moova süt ile yapmış olduğum yoğurttan, bulgurlu, diyet çorba yapmış olabilirim...


Sevgilimin IPhonuna sarkmış, half tone manyağı olmuş olabilirim, hatta blogumu tamamen half tone ile doldurabilirim...


Bloglarımı ve geri kalan herşeyi ihmal etmiş ama buraları çok özlemiş olabilirim...
İşten sıkılmış, kendimi bahara kaptırmış olabilirim...
İçimdeki alış veriş manyağını susturamamış olabilirim...
Çok aşık olmuş olabilirim...
Tepetaklak olabilirim...


Bu iki adamla ne yapacağımı şaşırmış olabilirim...

Pazar, Mayıs 13

Yeni Ipad

@bağdat caddesi turkcell flagship'deyim. Yeni Ipad'i deniyorum, alsam mı, almasam mı? Ne dersiniz canlar? / Pazar yazısı /
Öncelikle al/a/madım, çünkü ellerinde kalmamış, beklemedeyim. Sonra blog yazmayı denedim, iphone ile becerememiştim, ipad ise daha kolay gerçekten. Bir de yeni Ipad'te benim algılayabildiğim en önemli özellik  ekran çözünürlüğü.
Malum iki köprü arası o kadar uzun bir yolki benimki değil blog yazmak, kitap yazarsınız o kadar yani. Ben işim gereği Blackberry kullanıyorum, uzaktan Iphone'a sulanıyorum, son zamanlarda Ipad ile kırıştırıyorum. Blogunun tamamını Ipad ile yazan var mı, ben asıl onu merak ediyorum?
Bir de sanırım klavyeye dokunmadan yazamıyorum, ne kalem kağıt istiyorum, ne de ekrana dokunmak, tek tek basmak istiyorum harflere; derinliğini hissederek.

Perşembe, Mayıs 10

Koska'nın Süper İkilisi

Efe ve Şems sabah kahvaltılarını kendileri hazırlamaya başladığından beri ( uyanır uyanmaz yaptıkları), bende değişik ürünler arayışındayım. Genelde mısır gevreklerini tercih etselerde benim için kış aylarının vazgeçilmezi pekmez ve tahini de sevmelerini istiyorum. Belki çocukluğum boyunca babam'ın tahin pekmez karıştırmasını seyrettiğimden, belki onun çok sevmesinden, belki bana en çok onu hatırlatmasından. Koska'da çocukları düşünüp, sevimli ambalajı olan Süper İkili'yi çıkarmış ama yerdenuzak ancak farketmiş. Tadı, karışımın kıvamı iyi, sadece kendi karışımımızı yaptığımız cam kavanozda olsa benim için daha iyi olurdu ama çocukların kendi başına kullanmaları için oldukça pratik.

Çarşamba, Mayıs 9

Moova Süt ve Tefal Yoğurtçum İle Yoğurt Çeşitlemelerim

Moova Süt tam yağlı olunca, daha önceden eski usül mayaladığım yoğurttan bir tepeleme kaşık ile bütünleşince, kaynatmadan, ılıtmadan, sadece çırparak Tefal'in özel patentli süzgecine ve kendi kalıbına koyarak, 8 saat sonra 180 derece döndürerek, dolaba koyunca, akşam sarma yanını süsleyince, değmeyin keyfimize ;) İşte bir cümle ile anlatılacak kadar pratik yoğurt mayalamak. Eski usül ile en büyük farkı benim için sütü ılıtmamak, çünkü o kıvamı tutturmak zor oluyordu. Tefal Yoğurtçum ile sütü ılıtmanıza gerek kalmıyor, yoğurt ile sütü çırpmanız yeterli.


Önce süzme yoğurdu denedim, zaten hemen o akşam bitti, dün akşamda kayısılı (reçelden) yoğurt denemesi yaptım ki, o da bu akşam bitti, pek güzel olmuştu. Bu akşam üçüncü yoğurt denememi yaptım ki, o da klasik yoğurt denemesi olacak.


Pazartesi, Mayıs 7

Hangisiyiz Aslında?

Şarkısı baştan mı gelse bu defa?

İçkisinden bir yudum alıp, arka sokaklarda nefes almaya kaçtı, barda sigara yasağı kimin umurunda, gizlenmez mi dumanın arasında yüzler dersin, ya o kokusu? Gitti çoktan ama neydik ki zaten? 

Sahi neydik biz; sevgili, dost,  arkadaş, eş, işte hangisi? Zamanla değişmez mi ilişkiler, en boktan anında yanında olan adama artık kendini ne kadar başka kadın olarak gösterebilirsin ki? Belki de en çok bizler öldürüyoruz ilişkilerimizi, en iyi dost, sevgili falan diye, mıncık mıncık yapıyoruz birbirimizi bulunca. Bıraksam seni belki, her gün başka bir adam olacaksın karşımda, belki başka bir dünya sunacaksın sen bana. Belki de ben sana...ama yok ben bir kalıp isterim illa ve seni içine sokarım, sonra çıkarırım, olur ya bozulursa o kalıp, tozu dumana katarım.  Ses daha çok açılıyor, artık içimdeki sesi bastıracak kadar yakındayım DJ kabinine ve sen uzağımdasın artık, terk ediyorum ormanı, görünmez telleri kaldırıyorum aramızdan, neysem benim o; anne, eş, çalışan, kadın, genç, orta yaşlı, arkadaş...Kalıp dışındaki beni de tanı isterim de sen kimsin? Kalıp mı, kalkıp giden, dumanında boğulan adam mı? Ormanda yaşayan mı, ormanı terk eden mi? Kimiz biz, kendimiz mi, herkesin bilmesini istediğimiz mi?

Hakkımda 7 Gerçek


Bir çok sevdiğim blogger bana bu ödülü layık görünce, daha önce bir çok defa yazmış olsam da, işte hakkımda 7 gerçek; 

*Arkadaş detoksu yapıyorum, buna ihtiyacım var ve bazı arkadaşlarımı ölesiye özlüyorum...
*Çorapla yatmaktan ve yatakta kahvaltı yapmaktan nefret ediyorum.
*El yazılarına bayılıyorum; bana mektuplarını kendi el yazıları ile ulaştıran herkese öpücükler, aslında geçmişi anımsatan her şeyi seviyorum, benim için hiçbir şey siyah beyaz resmin yerini tutamaz mesela...
*Yatmadan önce mutlaka süt içerim, yatağın solunda uyurum, sevdiklerimi uyurken izlemeye bayılırım.
*Eğer "her neyse" diyorsam, kesin çok kızmışımdır ve karşımdakine patlamamak için kendimi zor tutuyorumdur!
*Feci şekilde üç adama aşığım, hayatım onların etrafında dönüyor diyebilirim♥
*Bir Travis, Ankara, Vega, Teoman, Büyük Ada, Kaş, eyeliner, akrilik boya, siyah, vapur, simit, The Cure, 45'lik sevdalısıyım...